Hipofiz bezi ve kafa tabanı tümörleri, beynin alt kısmında, burun boşluğuna yakın bölgede yerleşen ve hormonal dengeyi, görme fonksiyonunu etkileyebilen oluşumlardır. Günümüzde bu tümörlerin büyük çoğunluğu, kafatasının açılmasına gerek kalmadan, burun yoluyla endoskopik (kapalı) cerrahi yöntemle güvenli şekilde tedavi edilebilmektedir. Bu yöntem, klasik açık cerrahiye kıyasla daha az invaziv, daha hızlı iyileşme süreci sunan modern bir tedavi yaklaşımıdır.
Hipofiz Bezi Nedir, Neden Önemlidir?
Hipofiz bezi, beynin tabanında, burun kökünün arkasında yer alan, yaklaşık bir bezelye büyüklüğünde ancak vücudun hormonal dengesini yöneten “ana bez” olarak adlandırılan kritik bir organdır. Tiroid, böbreküstü bezi, üreme organları ve büyüme hormonu salınımını kontrol eder. Bu bezde gelişen tümörler, hem bezin kendi fonksiyonunu hem de çevresindeki yapıları (görme sinirleri gibi) etkileyebilir.
Hipofiz ve Kafa Tabanı Tümörleri Hangi Tipleri İçerir?
- Hipofiz adenomları: En sık görülen hipofiz tümörü türüdür; hormon salgılayan (fonksiyonel) veya salgılamayan (non-fonksiyonel) olabilir
- Kraniyofarenjiyom: Hipofiz sapı çevresinde gelişen, genellikle çocukluk çağında da görülebilen tümörler
- Meningiyom (kafa tabanı yerleşimli): Beyin zarından kaynaklanan, kafa tabanına yerleşebilen tümörler
- Kordoma ve kondrosarkom: Kafa tabanı kemik yapılarından kaynaklanan, daha nadir görülen tümörler
- Rathke kesesi kisti: Hipofiz gelişimi sırasında oluşan, genellikle iyi huylu kistik oluşumlar
Hipofiz Tümörü Belirtileri Nelerdir?
Hormonal Belirtiler (Fonksiyonel Tümörlerde):
- Aşırı büyüme hormonu salınımı → akromegali (el-ayak büyümesi, yüz hatlarında kabalaşma)
- Aşırı kortizol salınımı → Cushing sendromu (kilo alımı, mor çatlaklar, tansiyon yüksekliği)
- Aşırı prolaktin salınımı → adet düzensizliği, süt salgılanması, kısırlık
Kitle Etkisine Bağlı Belirtiler:
- Görme alanında daralma, çift görme
- Şiddetli baş ağrısı
- Hormon yetersizliğine bağlı yorgunluk, halsizlik
- Çocuklarda büyüme geriliği
Belirtilerin tipi, tümörün hormon salgılayıp salgılamadığına ve boyutuna göre değişiklik gösterir.
Hipofiz Tümörü Nasıl Teşhis Edilir?
- Hipofiz MR görüntülemesi: Tümörün boyutu, yerleşimi ve çevre yapılarla ilişkisini değerlendirmek için altın standart yöntemdir
- Hormon testleri: Kan tahlilleriyle hipofiz hormonlarının (büyüme hormonu, kortizol, prolaktin, tiroid uyarıcı hormon vb.) seviyeleri değerlendirilir
- Görme alanı testi: Tümörün görme sinirlerine baskı yapıp yapmadığını belirlemek için yapılır
- Endokrinoloji konsültasyonu: Hormonal değerlendirme için endokrinoloji uzmanı ile iş birliği yapılır
Endoskopik Hipofiz Cerrahisi Nedir?
Endoskopik transsfenoidal cerrahi, hipofiz ve kafa tabanı tümörlerinin burun boşluğu yoluyla, kafatasının açılmasına gerek kalmadan çıkarıldığı modern bir cerrahi tekniktir. İşlem şu şekilde uygulanır:
- İnce, kameralı bir endoskop burun boşluğundan ilerletilir
- Sfenoid sinüs yoluyla hipofiz bezine ulaşılır
- Yüksek çözünürlüklü görüntüleme eşliğinde tümör dikkatlice çıkarılır
- Gerekli durumlarda kafa tabanı, beyin omurilik sıvısı kaçağını önlemek için onarılır
Bu yöntem, dış yüzde herhangi bir kesi izi bırakmaz ve beyne doğrudan müdahale gerektirmez.
Endoskopik Yöntemin Avantajları
- Yüzde veya kafatasında kesi/iz olmaması
- Klasik açık cerrahiye göre daha kısa hastanede kalış süresi
- Daha az ağrı ve daha hızlı normal yaşama dönüş
- Yüksek çözünürlüklü görüntüleme sayesinde hassas ve detaylı tümör çıkarımı
- Çevre kritik yapılara (görme sinirleri, ana atardamarlar) daha kontrollü yaklaşım imkanı
Endoskopik Hipofiz Cerrahisi Sonrası Süreç
Ameliyat sonrası hastalar genellikle birkaç gün içinde taburcu edilir. Takip sürecinde dikkat edilmesi gerekenler:
- Burun temizliği ve bakımı konusunda verilen talimatlara uyulması
- Hormon seviyelerinin düzenli kontrolü (endokrinoloji takibiyle)
- Görme fonksiyonunun değerlendirilmesi
- Kontrol MR görüntülemeleriyle nüks takibi
Bazı hastalarda ameliyat sonrası geçici veya kalıcı hormon replasman tedavisi gerekebilir; bu durum tümörün tipine ve cerrahi öncesi hipofiz fonksiyonuna bağlıdır.
Hangi Hastalar Endoskopik Yönteme Uygundur?
Hipofiz ve kafa tabanı tümörlerinin büyük çoğunluğu endoskopik yönteme uygundur. Ancak bazı durumlarda (tümörün çok büyük olması, önemli damarsal yapılara ileri derecede yayılım göstermesi gibi) açık cerrahi veya kombine yaklaşımlar gerekebilir. Kesin karar, ayrıntılı görüntüleme değerlendirmesi sonrası verilir.
Sık Sorulan Sorular
Endoskopik hipofiz ameliyatından sonra iz kalır mı?
Hayır, işlem burun boşluğu yoluyla yapıldığından yüzde veya kafatasında herhangi bir kesi izi oluşmaz.
Hipofiz tümörü her zaman kanser midir?
Hayır, hipofiz tümörlerinin büyük çoğunluğu (adenomlar) iyi huyludur. Habis (malign) hipofiz tümörleri oldukça nadirdir.
Ameliyat sonrası hormon tedavisine ihtiyaç olur mu?
Bazı hastalarda evet, bazılarında hayır. Bu durum tümörün hipofiz dokusuna etkisine ve ameliyat öncesi hormon fonksiyonuna bağlıdır; endokrinoloji uzmanıyla birlikte takip edilir.
Endoskopik cerrahi sonrası hastanede kaç gün kalınır?
Çoğu hastada 2-4 gün arasında değişen kısa bir hastane yatışı yeterlidir.
Hipofiz tümörü görme kaybına yol açar mı?
Büyük tümörler görme sinirlerine baskı yaparak görme alanında daralmaya neden olabilir. Erken teşhis ve tedavi bu riski önemli ölçüde azaltır.
Tümör tekrar büyür mü (nüks eder mi)?
Tümör tipine ve cerrahi sonrası tam çıkarım derecesine bağlı olarak nüks riski değişir. Bu nedenle düzenli MR takibi önemlidir.
Distoni Tedavisiyle ilgili Bilgi Al
WhatsApp Destek
Prof.Dr. Hayri Kertmen
Diğer Tedaviler

Beyin pili (tıbbi adıyla Derin Beyin Stimülasyonu – DBS), Parkinson hastalığı, distoni ve esansiyel tremor gibi hareket bozukluklarında ilaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda uygulanan cerrahi bir tedavi yöntemidir.
Tedaviyi İncele
Stereotaktik biyopsi, beyin içinde tespit edilen ancak cerrahi olarak doğrudan çıkarılması riskli veya gereksiz olan lezyonlardan, milimetrik hassasiyetle ve minimal invaziv şekilde doku örneği alınmasını sağlayan bir tanı yöntemidir.
Tedaviyi İncele
Parkinson hastalığı, beyindeki dopamin üreten sinir hücrelerinin zamanla kaybıyla ortaya çıkan, ilerleyici nörodejeneratif bir hastalıktır.
Tedaviyi İncele